ciceksermayesi

İnsan, en ağır yaralarını düşmanlarından almaz. Düşmanın vereceği acıya hazırlıklıdır çünkü. Asıl yıkım, kendini emanet ettiği ellerin bir gün yabancılaşmasıyla başlar. Bir yabancının sırtına sapladığı bıçak yalnızca can yakar; dost sandığın birinin bıraktığı yara ise insanın gerçeklik duygusunu parçalar. O yüzden bazı acılar unutulmaz değildir, yalnızca insanın dünyayı algılayış biçimini sonsuza dek değiştirir.

ciceksermayesi

İnsan bazen başkasını değil, onun hakkında kurduğu hayali kaybeder.
Reply

ciceksermayesi

Belki de büyümek, kimlerin kaldığını görmek değil; kimlerin gitmesine artık engel olmamaktır. Çünkü bazı vedalar kayıp değildir. Bazı vedalar, insanın kendine gecikmiş kavuşmasıdır.
Reply

ciceksermayesi

Çünkü insanın en kıymetli evi, başkalarının ona sunduğu sevgi değil; kendi öz saygısıdır. O ev bir kez yıkıldığında dışarıdaki bütün kapılar açık kalsa bile insan kendini evsiz hisseder.
Reply

aesifiruc

tanışırmıyız

ciceksermayesi

Ünlem ben de severim!!!
Reply

aesifiruc

!!!!!!!!!!!!!!!!!
Reply

ciceksermayesi

İnsan, en ağır yaralarını düşmanlarından almaz. Düşmanın vereceği acıya hazırlıklıdır çünkü. Asıl yıkım, kendini emanet ettiği ellerin bir gün yabancılaşmasıyla başlar. Bir yabancının sırtına sapladığı bıçak yalnızca can yakar; dost sandığın birinin bıraktığı yara ise insanın gerçeklik duygusunu parçalar. O yüzden bazı acılar unutulmaz değildir, yalnızca insanın dünyayı algılayış biçimini sonsuza dek değiştirir.

ciceksermayesi

İnsan bazen başkasını değil, onun hakkında kurduğu hayali kaybeder.
Reply

ciceksermayesi

Belki de büyümek, kimlerin kaldığını görmek değil; kimlerin gitmesine artık engel olmamaktır. Çünkü bazı vedalar kayıp değildir. Bazı vedalar, insanın kendine gecikmiş kavuşmasıdır.
Reply

ciceksermayesi

Çünkü insanın en kıymetli evi, başkalarının ona sunduğu sevgi değil; kendi öz saygısıdır. O ev bir kez yıkıldığında dışarıdaki bütün kapılar açık kalsa bile insan kendini evsiz hisseder.
Reply

napagpagurang_p

Hi! Been almost half a year. How have you been?

ciceksermayesi

@napagpagurang_p  And I have to say, I genuinely loved your story. There was something about it that stayed with me even after I finished reading. It's hard to believe you wrote it so spontaneously because it felt incredibly well put together.
            Honestly, reading it reminded me why I enjoy your writing so much.
Reply

ciceksermayesi

@napagpagurang_p  First of all, thank you for writing such a thoughtful message. Honestly, the delay never bothered me. I completely understand what you mean. Some messages don't feel like they should be answered right away. Sometimes you want to sit with them for a while and give them the attention they deserve. Even though months have passed, I'm really glad you reached out.
            
            I'm doing okay. I've been trying to be kinder to myself, though I'm not always successful. I think that's one of the things I'm still learning.
            
            As for my writing, I can't really say I've made much progress. To be honest, lately I haven't felt very excited about anything. Even when I try to do things I usually enjoy, I lose interest pretty quickly. I guess I've been going through a bit of a stagnant period. Still, I'm hoping it's only temporary.
            
            It was really nice to hear from you, though. There's something comforting about knowing that you're still learning and finding your way through things too.
            
            How have you been lately? Has life been treating you kindly? And what about your writing? I'd love to hear how things have been going for you.
Reply

napagpagurang_p

@ciceksermayesi Apologies also for not responding to your earlier reply last last month. Just as you had replied to my comment before that, I also did not know how to respond to it at the time. It was too heartfelt that I thought replying at the state of mind I was in would diminish the appreciation and gladness I felt reading your response. I am really, really happy that you were able to feel understood, and that I made you realize the very same things I did in my life. I was too fixated on that feeling, and those thoughts, that I told myself I would respond the next day, and then the next when I'm ready. And before I knew it, months had gone by.
            
            Still struggling with the same things I'm relearning out here on my end, but it's not too bad; I'm curious about you. How have you been? Are you going easy on yourself? How has life been to you and how has your writing progressed so far?
Reply

ciceksermayesi

Sevdim onu. Öyle bir sevdim ki, her gülüşü içimde yankı yaptı, her bakışı bir parça beni aldı götürdü. Ama zamanla fark ettim: ben hâlâ oradayken, o çoktan gitmişti. Başta anlamadım. Yalanları, küçük oyunları, sözleri… Hepsi birer masaldı ve ben masalın içinde kaybolmayı seçmiştim.

napagpagurang_p

@ciceksermayesi I feel the same way! I actually give most of the credit to google translate, if not for that I wouldn't have been able to comfort you in the way you need most. I'm glad I had the will to try and understand, because now I've made another friend in such a sweet soul like you! x
            
            Also sorry for not replying immediately, was a little busy, and I'm on and off the app, but I promise to reply immediately the soonest I can. I've been trying to be more active in writing, and we're just in time to have met out here!
Reply

ciceksermayesi

@napagpagurang_p  I felt that sense of letter-writing too… and I truly loved it. It felt as if I were speaking with someone reaching out to me from beyond time itself. You are as sweet and delightful as your words. I’m so glad we met and that we’ve built this connection. You’re the kind of person I’d want by my side. Please, let’s not drift apart; let’s always keep writing to each other like this! Xoxo!
Reply

napagpagurang_p

@ciceksermayesi Likewise! I love how we were able to effortlessly build a connection, just like that. It's almost like we exchanged what would become counterparts of love letters but between new friends, wouldn't you think? Like letters of comfort? idk *writer's block: on, jk* Anyway, you're a very lovely human, and equally so my meeting you was lovely! Just know that I, and your friends and readers and fans will be here for you; just hit us up! Hugs!
Reply

tarumarbaharlar

Hesabın , yazıların çok güzeller. İnsanın en derinine dokunuyor:") ❀

tarumarbaharlar

Rica ederim✨️✨️
Reply

ciceksermayesi

@tarumarbaharlar beni duyup hissetmen o kadar değerli ki... Kalplerimiz birmiş gibi, evet. Teşekkür ederim (" 
Reply

tarumarbaharlar

Aynı şekilde bana da öyle hissettiriyor. Yazılarında seni gördüm duydum hissettim bu paha bicilemez ayni sekilde benim yazilarimda kendini gören insanlar da çok özel hissettiriyor kalplerimiz birmiş gibi(:
Reply

ciceksermayesi

Şurimşine’m.

ciceksermayesi

Bazen sorarım kendime: İnsan neden kolayca üzüp de bırakanı özler? Belki de kalbimiz, kaybettiklerini bile sevmek ister. Belki de özlemek, yalnızca birini sevmek değil; onun bıraktığı boşluğu hissetmek, kırıklığını taşımaktır. İçimdeki bu sızı sessiz ama derin, kelimelere sığmayan bir acı. Ama yine de hissediyorum. Gözlerim doluyor, kalbim sızlıyor, ruhum titriyor. Belki de bu acı, beni ben yapan şey… Onu özlemek, incinmek ve hâlâ hissetmek, yaşadığımı hatırlatan tek gerçek. Ve ben, her hatıra ile birlikte, onunla geçen zamanın ağırlığını taşırken, aynı zamanda sevmenin ve özlemenin büyüsünü de hissediyorum.
Reply

ciceksermayesi

Bazen sessizlik öyle derin olur ki, sadece kalbimin atışlarını duyarım. Her atış, onu hatırlatır bana; gözlerim kendi kendine dolar ve elimden hiçbir şey gelmediğini, sadece özleyebileceğimi fark ederim. Nerede olduğunu, ne yaptığını, hâlâ yaşayıp yaşamadığını bilmemek… Beni sessiz bir boşluğa bırakır. Ama kalbim hâlâ onu arar; her nefeste, her düşüncede, sanki gözlerimin önünde duruyormuş gibi. Onu düşündüğümde, geçmişimiz gözlerimin önünde canlanır. Gülüşü, dokunuşu, paylaştığımız sessiz anlar… Her biri bir yıldız gibi parlar, ama parladıkça içimde sızılar yaratır. Hatıralar yalnızca mutluluk değil, aynı zamanda acının da bir yankısıdır. Ve ben, o yankıların içinde kaybolurum, istemeden de olsa…
Reply

ciceksermayesi

Belki de bazı insanlar hayatımıza kalmak için değil, bir şeyi fark ettirmek için gelirler. Sessizce girerler hayatımıza. Ne zaman başladığını bile hatırlayamayız; sadece bir anda orada olduklarını fark ederiz. Göz göze gelişler, küçücük gülümsemeler, yarım kalan cümleler… Hepsi birikir içimizde. Ve biz, farkında olmadan bağ kurarız. Birinin sesi günün en güzel anına dönüşür, bir mesaj tüm ruh halimizi değiştirir, bir bakış kalbimize dokunur. Bazen hiçbir şey söylemeden çok şey anlatır o insanlar. Yanlarında bir açıklamaya ihtiyaç duymayız. Olduğumuz halimizle yeterli hissederiz. Kendi içimize bile söyleyemediğimiz şeyleri, onların varlığıyla anlamlandırırız.

ciceksermayesi

Belki de bazı insanlar seni sevmek için değil, sevildiğini hatırlatmak için gelir. Belki yanında kalmak için değil, kalbinin nerede olduğunu sana göstermek için. Ve gittiklerinde, sana verdikleri hiçbir şey eksilmez. Aksine, seninle büyür, seninle yerleşir, seninle kalır. Bazı karşılaşmalar kaderin bir oyunu değil, kalbin bir çağrısıdır. Ve her ne kadar kısa sürse de, bazı insanlar hep orada kalır: Bir tebessümde, bir seste, bir sessizlikte, bir anı gibi değil… bir parça gibi.
Reply

ciceksermayesi

Ve zamanla anlarsın… Hayatına girip de kalanlar kadar, gelip geçenler de seni sen yapan parçalardır. Her biri bir iz bırakır. Bazısı yara gibi sızlar, bazısı gülümsetir. Ama hepsi, seni derinleştirir. Artık daha fazla şey hissedebilirsin, daha fazla anlayabilirsin. Çünkü birinin bir zamanlar sende uyandırdığı o his, seni dönüştürmüştür.
Reply

ciceksermayesi

Ama işin garibi, çoğu zaman onlar kalmazlar. Hikâyemizde sadece bir bölüm olurlar belki. Belki birkaç haftalık, belki birkaç aylık bir karşılaşma… ama izleri sanki yıllardır bizimleymiş gibi ağır ve derindir. Ve giderken ardlarında bir boşluk değil, bir varlık bırakırlar. Çünkü bazı insanlar gitse bile, bizde kalır. Varlıkları yokluklarına karışır. O günden sonra bir sokaktan geçerken, bir şarkı çalarken, bir cümleyi duyduğunda aklına onlar gelir. Belki bir sabah uyanırsın ve rüyanda gülüşlerini görürsün. Ya da bir akşam kalabalığın ortasında, durup dururken gözlerin dolar. Çünkü bazı insanlar sadece geçmişte yaşamazlar. Onlar, zihninden çok kalbinde yer eder. Gitmelerine alışırsın belki ama içinden çıkmalarına hiçbir zaman tam olarak izin veremezsin.
Reply

ciceksermayesi

İnsanlar zannediyor ki, ben ne zaman duygulu bir şeyler yazsam, içimde koca bir fırtına kopuyordur. Sanıyorlar ki her kelime gözyaşıyla ıslanmış, her cümle acının tam kalbinden geçmiş. Oysa bilmiyorlar... ben bu hâli seviyorum. Evet, acı çekiyorum belki, ama o acıdan kaçmıyorum. Aksine, ona yaklaşıyorum. Onunla oturup konuşuyorum. Elini tutuyorum, yüzüne bakıyorum. Çünkü bana dokunan ne varsa, beni yazıya da yaklaştırıyor. Çünkü ilham, çoğu zaman rahatlıktan değil, kalbin titrediği o anlardan doğuyor.

ciceksermayesi

(Artık yazarken iyileşmiyorum...)
Reply

ciceksermayesi

Sanıyorlar ki acı beni mahvediyor. Oysa o beni tamamlıyor. Ben acının içinden geçerken, kendime daha çok yaklaşıyorum. Ve belki de sırf bu yüzden… yazdıklarım biraz sızlıyor. Çünkü içinden geçmiş bir kalbin izi var her harfte.
Reply

ciceksermayesi

Ve en çok yazarken iyileşiyorum. Çünkü o zaman hiç kimseye bir şey açıklamam gerekmiyor. Ne neden sustuğumu, ne neden sevdim de söyleyemedim… Sadece yazıyorum. Acıyla barışmış birinin iç döküşü gibi. Kalbimin en kuytu odalarından geçen bir rüzgâr gibi. Ne soğuk, ne sıcak… ama gerçek.
Reply

ciceksermayesi

İçelim "...." Dertlerine.

ciceksermayesi

Renksiz.
            
            Rengi olmayan dertler vardır... Ne siyaha benzer, ne beyaza. Ne kırmızının yangınıdır ne mavinin hüznü. Adı yoktur, şekli yoktur. Sadece vardır. Sessizce büyür insanın içinde. Bir günde değil, bir ömürde yer eder. Kimse sormaz o dertleri. Çünkü anlatamazsın. Kelimelere sığmaz, cümleye gelmez. “Bir şeyim yok” dersin. Ama o ‘bir şey’ değildir aslında. Her şeydir. Ama tanımlayamazsın. Ne zaman başladı, nerede büyüdü, nasıl sardı her yanını, bilmezsin. Sadece fark edersin: Artık hiçbir şey eskisi gibi değil. İçinden geçer zaman, ama iyileştirmez. Çünkü renksiz dertlerin ilacı yoktur. Ne müzik iyi gelir, ne yazmak, ne konuşmak. Gülersin, ama yavan. Ağlarsın, ama nedenini bilmeden. Beklersin… ama neyi beklediğini bile anlamadan. Bazen bir mesaj, bazen bir bakış, bazen sadece bir sükûnet istersin. Ama gelmez. Bu dertler, insanın içindeki boşlukta yankılanır. “Ben kimim artık?” diye sorarsın kendine. “Ne kaldı benden geriye?” Ve cevap gelmez. Çünkü renksiz dertler cevap değil, sadece sessizlik ister. Kimsenin anlamadığı, kimsenin ulaşamadığı bir kuytuda, sadece seninle baş başadır. Ve belki de en çok onlar yorar insanı. Çünkü paylaşamazsın. Renkli dertlerin hikâyesi vardır. Ama renksiz dertlerin sadece varlığı. Kimseye anlatamazsın. Çünkü herkes bir renk arar acıda. Ama senin acın bile kendini tarif edemiyordur artık. Adı yok, tonu yok. Sadece var. Belki de en çok bu yüzden yorulduk. Her şeye bir anlam, her duyguya bir açıklama bulmaya çalışmaktan. Oysa bazı şeyler sadece geçmez. Bazı duygular sadece kalır. Renksiz... Anlamsız... Ama derin.
Reply

ciceksermayesi

İnsan bazı renklere bakar, içi ısınır. Maviye umut yükler, yeşile özlem... Ama siyaha bakınca, sadece kendini görürsün. Eksik, yorgun, kabullenmiş bir sen. Belki hâlâ güçlü görünüyorsundur. Gülüyorsundur da. Ama gözlerinin ardında bir karanlık saklıdır. Ve kimse bilmez. Kimse anlamaz. O yüzden bu gece, konuşmaktan değil, susmaktan yana gönlüm. Bir yudum daha koyuyorum, siyah dertlerime. Çünkü artık içimde kalan tek şey bu. Kapanmamış yaralarım yok. Çünkü hepsi kapandı. Ama izleri var… bir daha geçilmeyecek sokaklar gibi. Geri dönülmeyecek yollar gibi. Affedilmemiş hatıralar gibi. Senin sesin gibi, ama artık hiç duymadığım. Siyah; sadece karanlık değil, bitmişliğin rengi. İnsanı içine çeken, sarmalayan, susturan bir hiçlik. Ve ben o hiçliğe her gece biraz daha alışıyorum. İçelim siyah dertlerine. Çünkü başka bir dil kalmadı anlatmaya. Ne sevgi yeter, ne öfke. Sadece bir sessizlik kaldı… ama en derininden. Ve eğer bir gün olur da, aynaya baktığında bir şey eksik hissedersen… bil ki ben hâlâ içiyorum. Sessizce. Siyahın ortasında, seni sevmeyeceğim kadar çok severken...
Reply

ciceksermayesi

Siyah.
            
            Bazı geceler var ki, insan ne söyleyecek bir kelime bulur, ne de susacak bir sessizlik. O geceler, içinin yankısıyla doludur. Dışarısı sükûn, içerisi fırtına. Ve sen ne yaparsan yap, kimse duyamaz. Çünkü bazı acılar sese gelmez… sadece içine çöker. İşte o gecelerde, içelim. Siyah dertlerine içelim. Söylenmemişlere, dinlenmemişlere, hiç kimsenin görmediği kırıklara... Siyah, ölüm gibi değil. Daha beter. Yaşarken bitmek gibi. Her şeyin varken bile, içinin bomboş kalması gibi. Kimsenin fark etmediği bir kayboluş. Göz göze bakıp da hiçbir şey hissedememek. Sevmek ama söyleyememek. Beklemek ama gelmeyeceğini bilmek. Her şeyin cevabı var ama hiçbirinin anlamı yok artık. Sessizlik bir cevap olmuş, suskunluk bir veda. Bir zamanlar ne çok konuşmuştuk. Geceyi sabaha bağlamıştık cümlelerle. Ama sonra... her şey sustu. Sen sustun, ben anlamazdan geldim. Sen gittin, ben kalıyor gibi yaptım. Sonra senin yokluğuna da alıştım. Acıtmıyor sandım. Ama öğrendim ki, siyah bazen görünmez olur. Ta ki bir gece, ansızın oturup yüzüne bakana kadar. O an... yutkunamazsın bile. Çünkü kalbinin karanlığını ilk kez orada görürsün.
Reply

ciceksermayesi

Bazen insan yorulur ama fark ettirmez. İçinde fırtınalar döner de dışarıdan sakin bir göl gibi görünür. İşte ben öyleyim. Herkes “güçlü” diyor bana, ama kimse bilmiyor geceleri kendimle nasıl savaştığımı. Nasıl da sustuğumu, nasıl da kırıldığımı, nasıl da içimden içime sessizce düştüğümü. Çünkü her sabah yeniden başlamak zorunda kalmak, aslında küçük küçük ölmek gibi bir şey… Ama ne garip, yine de sanırım yaşayamam bu hayata yenilerek.

ciceksermayesi

Şimdi burada, kendi içime dönüp baktığımda bir tek şey söylüyorum kendime: Yıkılsam da yenilmeyeceğim. Çünkü ben bu hayatın bana çizdiği sınırlara sığmadım hiçbir zaman. Ve sığmayacağım. Beni ne kalabalıklar anladı, ne sessizlikler rahatlattı. Ama yine de ayakta kaldım. Çünkü biliyorum… sanırım gerçekten yaşayamam bu hayata yenilerek.
Reply

ciceksermayesi

Evet, çok sevip karşılık göremedim. Evet, inandım ve yanıltıldım. Ve evet, bazen kendi kalbim bile bana yalan söyledi. Ama yine de dimdik durdum. Çünkü başımı yastığa koyduğumda tek bir şey bilmek istedim: Kendimden vazgeçmedim. Kalbim ne kadar yorgun olursa olsun, onuruma ihanet etmedim. Çünkü bu hayatla savaşmak, bazen en sessiz duruşlarda gizlidir. Ve ben sustuysam, bu pes ettiğimden değil, içinde taşıdığım fırtınayı kimsenin anlamayacağını bildiğimdendir.
Reply

ciceksermayesi

Hayat bana çok şey öğretti. En çok da insanın, en büyük savaşını kendiyle verdiğini. Beklentilerle değil, kabullenişlerle büyüdüm. Kırıldığım yerlerden öğrendim. Her acı, yeni bir ben doğurdu içimde. Ve her düşüş, bana kendi elimle kalkmayı öğretti. Ama bazı geceler oldu, dizlerimin bağı çözüldü. “Bitsin,” dedim. “Daha fazlasını kaldıramam.” O anlarda bile içimdeki bir ses susturmadı beni. Çünkü pes etmek bana göre değil. Çünkü ben, bu hayata öyle kolay kolay teslim olacak biri değilim.
Reply